Makarna; Sen Bir Ömre Bedelsin!

Makarna; Sen Bir Ömre Bedelsin!

Ne yemek yiyelim? Bu saatte ne yemeği? En iyisi sen bir … kaynat. Eminim, Bizans’ta, Eski Roma’da, Arap Yarımadası’nda, Çin’de, Fizan’da da yukarıdaki sözler söylenmiştir, söylenmeye de devam edecektir.

Kim bilir nerede ve hangi zamanda ortaya çıkmış, zengin, fakir ayırt etmeden tüm sofraların baş tacı olmuş, yumurta, un ve irmiğin sihri ile bize sunulmuş, yüzümüze gülümseme, karna bahar getiren ey MAKARNA! Seni seviyorum.

Sebze olan Karnabaharın adının nereden geldiğini anladınız mı?

Dünyada en kutsal sayılan iki gıda ürünü tanırım. Birisi en aziz olan zeytin, ikincisi de makarnadır. Günümüzde zeytin ve yağı, fakir sofralarında altın değerinde olduğu için, maalesef çok yer bulamasa da bu yazıda sarışın makarnanın serüveninden bahsedeceğiz. Un ve yumurtanın birleşiminden yaratılan bu tat, kimin tarafından bulunduysa o şahsın ruhunu buradan defalarca öpüyorum.

Mesela, birçok erkeğin “Abi çok seviyom bunu ben” dediğinde sevgilisinden değil de makarnadan bahsettiğini anladığınızda şaşırabilirsiniz.

Bana “makarna yap, her istediğini yapayım” dedirten tat;

. Fakirin vitamini

. Öğrencinin kahramanı

. Etin, tavuğun, balığın, sebzenin arkadaşı

. Özentinin hava atma aracı

. Hobi

. The Godfather filminde “Sosuna sarımsak koymak her baba yiğidin harcı değildir.” denilen mutluluk formülü!

Aklımıza, ağız tadımıza ne yerleştiyse, her şeyi o isimle çağrıştırırız. Şişman birisine “Patates gibi” demek, işine burnunu sokana “konuya salça olma” demek, sadece birkaç örnek.

Çağrışım deyince şimdi de plajlarda , çoluk çocuk, yaşlı gencin, ellerinde bellerinde yüzerken kullandıkları süngerimsi eğlence aracının adı bile MAKARNA!

Sen ne tatlı şeysin “Pasta, macaroni, makarna!”

Ülkeden ülkeye isimleri değişse de kalabalık sofraların, keyifli sohbetlerin baş tacı yine makarna! Anlayacağınız, bu sarı şahaneyi sevmeyen, yemeyen, ticaretini yapmayan, üzerinden nemalanmayan neredeyse yoktur.

Hatta yeri geldiğinde seksi bile olabilir makarna! Düşünsenize, uzun makarnayı (spagetti) dudağınızla hüp diye çekerek yerken, ağzın yağlanır ve garip seksi bir hal alır bin yıllık makarna 🙂

Türkiye’de ilk kez ticari anlamda kurulan makarna fabrikası 1922 yılında hayatımıza girmiş olsa da, Roma’nın Cerveteri’sinde yapılan kazılarda, Eski Roma dönemine ait makarna yapma aletleri bulunulmuştur. Lazanya da Eski Roma döneminden günümüze gelmiştir. Romalılar “Lagana” demişler, o zamandan bu zamana gelene dek de adı lazanya olmuştur.

Yine maalesef ülkemizde;. Geleneksel tatlarımızdan bahsetmeyi avam olarak görenler, erişte demekten utanıp, “Tagliatelle” ya da “Linguine” demenin havalı olduğunu düşünmektedir.

”Salçalı, acı soslu makarna yaptım” demektense, Arabbiatta demenin daha saraylı olacağını hayal ederler.

Mantı demez, “Ravioli” diyerek kendilerini kandırırlar. (Şimdi duyar gibi oluyorum, mantı etlidir, ravioli ise peynirli ya da ıspanaklı diyenleri)

Ah keşke kendi geleneksel mutfağınızı da bu kadar iyi belleyebilseniz… İtalyan aldente yapar, Türk haşlar, kimi macaroni der, kimi pasta, ama son tahlilde tadından, zevkten insanı hasta eder bu makarna!

Peki, makarnanın püf noktaları biliyor muydunuz?

A, B1, ve B2 Vitaminleri, Demir, Kalsiyum, Fosfor, Protein ve Mineral yönünden zenginliği bize enerji verir.

. Suyu kaynatmak ve sonra içine atıp pişirmek doğrudur

. Piştikten sonra kesinlikle sudan geçirmiyoruz

. Ağzı açık pişmesi de başka bir şarttır.

. Suyuna bir iki damla zeytinyağı eklemek makbuldür

. Pişerken ocağın ateşini sakın kısmayın ki makarnanız diri olsun

Ne çok şey anlatılabilir şu kutsal makarna için değil mi? Soğanın, sarımsağın bu kadar yakıştığı, balık yemeyenin ton balığı ile tanıştığı, fesleğenin (reyhanın) yakıştığı, yeri geldiğinde tatlı yapımında bile başka hangi yiyecek kullanılabilir ki?

Birbirinden enfes makarna çeşitlerini de sıralayalım o halde;

Lazanya: Kare ve dikdörtgendir. Sebze ve et yakışır.

Rigatoni: Kısa ve geniştir. Fırın makarnada da kullanılır.

Fusilli: Burgu makarna.

Farfalle: Kelebek makarna

Tagliatelle: uzun, düz makarna.

Ravioli: Kare şeklindedir. Mantı diyebiliriz.

Penne: Geniş, düdük makarnanın uzunu.

Fettuccine: Eli geniş çubuk makarna.

Linguine: Fettuccine’den daha ince spaghetti’den daha kalın makarna

Pappardelle: Geniş uzun çubuk makarna.

Tortellini: Yuvarlak mantı

Spaghetti: İnce, uzun çubuk makarna.

Bir tenceresini bir oturuşta yiyebileceğim tek yemek olan makarna yazıma, yine çok severek defalarca izlediğim The Godfather filminden en haydut olan Peter Clemenza’nın tarifiyle bitirmek isterim.

The Godfather Peter Clemenza Makarnası

Sicilya Usulü Domates Sosu Tarifi:

Derin bir tencereye zeytinyağı konur, üstüne ince ince kıyılmış sarımsak, taze domates rendesi, domates salçası, önceden pişirilmiş köfte, bir bardak koyu kırmızı şarap ve bir kaşık şeker eklenir. Hepsi tencerede kaynatılır sonra ocağın altı kısılır. 15-20 dakika tahta kaşık yardımı ile karıştırılır. Daha sonra pişen spagettinin olduğu tencereye dökülür ve sonra servis edilir.

Ve o ünlü sözü söyler: “Makarna sosuna sarımsak koymak her baba yiğidin harcı değildir. Herkes uygun miktarda sarımsak koymayı beceremez.”

Makarnaya aşkımı bu sözlerle bir nebzede olsa ifade etmeye çalışayım:

Bazen uzun, bazen fırfırlı

Bir sürü modeli var

Soslu, Peynirli, kıymalı,

Midemizin Kralı

Her yemeğin dostudur

Sofralarda baş tacı

Herkes yemeli macaroni, pasta, MAKARNA aşı.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir