Çeşitliliğin Uyumlu Birlikteliği

Kadının mutfaktaki büyük sınavının, doktora tezinin adı; Aşure, Anuş Abur, Koliva, ya da Asordur.

Aşure sözünün orijinali “Aşura”, Arapça’da 10 anlamına gelen “aşara” kelimesinden türemiştir. Türkçe’ye ise Arapça’dan geçmiştir.

Aşure sevincin hoşgörünün simgesidir. Hıristiyanlar, Museviler ve Müslümanlar tarafından kutsal sayılan, ibadet ve dua edilmesi önerilen bu günde aslında aşure sadece bir semboldür.

10 Peygamberin onuna da değişik şekillerde Aşure Günü’nde, Allah’ın lütfunun ulaşması nedeniyle kutsal kabul edilir. Peygamberlerin başına gelen bu olaylar, insanların benzer şekilde hayatlarına adapte edebileceği sembolik anlamlar içerir.

  • Hz. Adem ve Hz. Davud’un tövbelerinin kabul edildiği gündür.
  • Hz. Nuh’un tufandan gemiyi kurtarıp, sağ salim karaya çıkarttığı gündür.
  • Hz. İsmail’in doğduğu gündür.
  • Hz. Yusuf’un kardeşlerinin attığı kuyudan çıktığı gündür. (Kendi kuyularınızdan, çıkmazlarınızdan aydınlığa çıkmak için dua edebilirsiniz).
  • Hz. Yakup’un, oğlu Hz. Yusuf’un hasretinden kapanan gözlerinin açıldığı gündür.
  • Hz. Eyyüb’ün hastalığından kurtulduğu gündür.
  • Hz. Musa için Kızıldeniz’in yarıldığı gün.( Siz eğer masumsanız ve iyi niyetliyseniz, beklenmedik olaylar gelişip, düşmanlar/sıkıntılar yok olabilir )
  • Hz. Yunus balığın karnından aşure günü çıkmıştır.
  • Hz. İbrahim ‘in son anda yanmaktan kurtulduğu gündür.
  • Hz. İsa’nın dünyaya geldiği gündür.
  • Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hüseyin’in ise katledildiği gündür. Bu durum, Aşure gününü ayrıca önemli kılar. Peygamberlere bu kadar mucizenin ulaştığı aşure gününde maalesef Hz. Hüseyin aç ve susuz bırakılıp,öldürülmüştür. Bazen mucizeler gerçekleşmeyebilir ve hikayeniz en kötü sonla bitebilir. Bu gibi durumlara da hazırlıklı ve dayanıklı olmanız gerekir.

Aşure günü, bunların üstünde düşünebilir, dua ve ibadet edebilirsiniz.

Aşure Gününün ya da günlerinin birçok kişide başka anlamları da vardır. Çocukluğumda anneannemin kocaman kazanda hazırladığı mis kokulu aşurenin bir an önce pişmesini beklerken, geceden ıslatılan nevalenin bile hayali hala gözlerimin önündedir.

Ermeni cemaatinde ise aşure yani ANUŞABUR, yılbaşı tatlısıdır. Anuşabur Müslüman komşularımızın Aşure’sine de çok benzer. Bu anlamda da Anadolu’da yaşanmış olan bir ortak kültür ürünü olarak görülebilir. Yılbaşı sofralarının bu vazgeçilmez lezzetine dünyada¬ki diğer Ermeni toplumlarında rastlamak da pek mümkün değildir. Bu milli ve geleneksel lezzeti dinen ele aldığımızda ise iki önemli anlam ve görev yükleyebiliriz ona. İlki, ana malze¬mesi buğday olan Anuşabur’un bolluğu, bereketi ve paylaş¬mayı simgeliyor olmasıdır. İkinci anlamı ise Ermeni mutfağı¬nın zengin oruç ve perhiz sofralarının baş tacı olmasıdır.

Mutfak işi aslında bir törendir. Törenin de birçok yazılmamış kuralı vardır. Bunlardan ilki ise “eli ballı” olmaktır. Bu muhterem aşure yüzünden kaç kadının adı “kötü yemek yapan” olarak tescillenmiştir bilinmez ama; bildiğim bir şey varsa mutfak kurallarına uymazsan yemek sana aş olacağına, taş olur.

Bazı insanların nedense çok kötü yaptığı fakat; ailemin hanımlarının, özellikle de anneannem, halam ve annemin aşuresi, cümle alem tarafından mükemmel bulunur. Bu konuda kendimi çok şanslı görmüşümdür. Aşure günleri geldiğinde, aşurenin hepsini yemek istediğim için dağıtılması sevap dense de dağıtmamak gerektiğine inanırım. Bu tatlı yiyecek, hazırlandığı andan itibaren, dünya gözüyle iki dakika geçmeden hep midemi görmüştür. Oysa oya işler gibi geceden başlayan, sabah da saatlerce süren aşure pişirme ritüeli bence çalgılı, çengili, sazlı sözlü olmalıdır. Kıvamı ne çok sulu ne çok katı olmalıdır. Konulacağı kap, tercihim olarak yemek tabağıdır. Sonrasında kase olabilir ama; kase büyük olmalıdır. Öyle hap kadar kase olmayacaktır. Büyük cam kaplara konulursa ve dolapta 1-2 gün beklerse oldukça leziz olabilmektedir. Dolaba konacak aşurelerin, dolabın kokusunu almaması için kaselere kapak kapatmayı unutmayınız. Aşureyi sıcak yemeyi tercih edenlere ise “Çorba değil bu. Ilık ya da soğuk yenmesi gereken bir tatlıdır” demek istemişimdir. İddia ediyorum ki, yediğim binlerce tabak aşure nedeniyle çok başarılı bir aşure eksperiyimdir. Eğer aşurenizin güzel olduğuna inanıyorsanız, beni çağırabilirsiniz. Tadım yapar, hemen sertifikanızı verebilirim. Şubem yoktur. Lütfen taklitlerimden sakının 🙂

“40 çeşit bakliyat” olan tatlı türü. 40 çeşidi tutturabilen var mıdır bilmemekle beraber, bir araya getirilen haliyle gayet güzeldir. Bununla birlikte benim gibi birçok insan, bu kırk çeşidin içinde kuru incir olmasını pek istemez. Kuru incirin kalp sağlığı için faydalı bir meyve olduğu da yaygın olarak bilinen bir gerçektir.

Aşure yapmak zordur ama; kolay gibi durur. Kıvamı mühimdir, önemlidir. Komşular getirmeye başladığında hangisinden başlayacağımı bilemem. Nedense beyazlığının marifet sayıldığı tatlı olmaya başlamıştır. Bu da yeni peydah olmuştur. Aşure eskiden pekmezle tatlandırılırmış. Millette nerede ki bakkaldan toz şeker almaya para? Herkes bağındaki üzümün pekmezini kaynatır, aşureye koyarmış. Şimdi karartır diye, içine kuru inciri bile yakıştırmıyorlar.

Aşure çok akıllı bir tatlıdır. Aşure,kendisini severlerin içerisindeki müşkülpesenti diriltiverir. Kimisi tanesini sever, kimi suyunu, kimisi fasulyesinden haz etmez, kimi üstüne tarçın serptirmez. Vesselam bu tatlının karışanı görüşeni eksik olmaz. Kimselere beğendiremez kendini. Ayrıca pişiren de diğerininkini beğenmez. Sözde aşure, kendisi gibi, insanları yakınlaştırma, karıştırma niyetiyle pişilir.

Bu çok yönlü, kişilik sahibi enfes yiyecek için; halam;
“Ağzımız tatlı olsun,
Gönlümüz şen olsun,
Konuma komşuma
Yedirmek nasip olsun” derdi.
Aşure günü, ayrı ayrıyken bir araya gelmektir. Bir olmanın, birer avuçken, işe yaramazken bir araya gelince “aş” olmanın günüdür. Aşure günü, bu sene de midelerimiz bayram ederken, tek tek içinden dua ederken, bir olmanın günüdür.
Asırlardır devam eden, kutsal bir gelenek,
Her nimet ayrı kazanda kaynar,bin bir emek,
Bir daha ki seneye de nasipolsun Anjel’e tekrar yemek.

Olcay Sürmeli’nin Aşure Tarifi

Ölçü için eski model su bardağı uygundur.
1,5 bardak aşurelik buğday
1 bardak nohut
1 bardak kuru fasulye
1 çay bardağı kuru kayısı
1 çay bardağı kuru üzüm
1 çay bardağı kuru incir
1 kahve fincanı pirinç
Damak tadına göre toz şeker
Sıcak su

Süsleme için;

Ceviz
Tarçın Bahar
Nar tanesi

Nohut , fasulye ve buğdayı akşamdan ayrı ayrı kaplarda ıslatın. Sabah yine ayrı ayrı kaplarda haşlatın. Buğdayın suyu hariç diğerlerinin suyunu süzün. Süzdükten sonra hepsini bir tencereye koyun. 1 kahve fincanı pirinci de ekleyin. Kayısıyı, inciri, nohut büyüklügünde kıyın. Tüm malzemeyi aynı tencereye koyun. Hepsini iyice kaynatın. Krem haline gelince, yiyebileceğiniz tatta şeker koyun. Kaynatmaya devam edin. Eğer suyu az gelirse, göz kararı sıcak su ekleyin. Tüm malzeme yumuşacık olunca, altını kapatıp kaselere koyun. Ceviz, tarçın bahar, nar ile servis edin.
Afiyet olsun.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir