Cinsellikle ilgili uydurmalar

Cinsellikle ilgili fikir ve duygularımızda ne tür beklentiler ve yargılar taşıyoruz? Acaba bu beklentiler ve yargılar cinselliğin doğasına uygun mu yoksa cinsel mitlerle çarpıtılmış mı?” bu sual oldukca can alıcıdır ve kafamızda çözemediğimiz cinsel sorunlarımızı anlamamıza giden mühim bir yoldur.

CİNSEL MİTLER – CİNSELLİKLE İLGİLİ UYDURMALAR
Türk Dil Kurumu verilerine bakılırsa; geleneksel olarak yayılan yada toplumun hayal gücü etkisiyle şekil değiştiren, Tanrı, Tanrıça, evrenin doğuşu ile ilgili imgesel, alegorik bir anlatımı olan halk hikayelerine “mit” denir. Fakat devletimizde mit denilince akla en önce Ulusal İstihbarat Teşkilatı gelir. Cinsel mit diyince de akla cinsel mevzularda toplumun genelince doğru kabul edilen, toplumun fertlerinin birbirine aktarmasıyla yayılan, abartılı ve yanlış inanışlarımızı araştıran bir teşkilat gelmelidir. Aslına bakarsak bu varsayım o kadar da yanlış değildir. Bu sebeple cinsel mitlerde, gizli saklı kalmış kapılar ardındaki cinsellikle ilgili kaygılarımızı, korkularımızı, endişelerimizi yada yargılarımızı yansıtırlar ve bir haber alma teşkilatı benzer biçimde beynimizde örgütlenmişlerdir. Geleneksel olarak kulaktan kulağa yayılan, toplumun hayal gücü etkisiyle şekil değiştiren gerçek bilimsel verilerle bağlantılı olmayan cinsel mitler, negatif düşüncelerdir ve cinselliğin doğasına uygun değildir. Yanlış olan bu cinsel inanışlara halk değimiyle cinsellikle ilgili “uydurma”,“hurafe” yada “tasarı” denir.

Cinsel işlev bozukluklarının temelinde yatan cinsel bilgisizlik yada yanlış bilgilenmenin bir sonucu olan cinsel mitler; değişik kültür ve toplumlarda mühim benzerlikler gösterir. Cinsel mitler çoğu zaman cemiyet içinde kabul görür. Bundan dolayı birçok insan yarım yamalak bilgilerle cinselliği yaşarken, kimisi de doğru bildiklerinin aslen birer uydurma bulunduğunu seneler sonrasında öğrenebiliyor.

Cinsel mitlerin en mühim sebebi; cinselliğin toplumun kıymet yargılarıyla yakından ilişkili olması ve cinsellikle ilgili konuların açıkça konuşulmaması, tartışılmaması ve üstünde kafi bilimsel çalışılmaların yapılmamasıdır. Bu bilinmezlik korkuyu körükler, sebebi bilinmeyen korkular abartılı olarak kulaktan kulağa dolaşır ve cinsel mitler oluşmaya adım atar. Cinsel mitler, oluşturdukları abartılı ve gerçekçi olmayan cinsel beklentiler, suçluluk ve yetersizlik hisleri, kaygı ve başarısızlık korkularıyla cinsel işlev bozukluklarına zemin hazırlarlar.

Peki bu cinsel mitler niçin bu kadar mühim? Bu sebeple cinsel mitler; cinsel sorunların oluşmasında bir niçin olarak ve oluşan cinsel sorunların artarak devamında oldukca önemlidir. Ek olarak cinsel mitler kişilerin cinsel kimliklerinin oluşmasında mühim yer meblağ. Zaman içinde cinsel ilişkiyi belli biçimlere zorlar, cinsel birlikteliğin standardını düşürür.

Cinsel mitler mevzusundaki başarı göstermiş emek harcamaları ile tanınan Bernie Zilbergeld, toplumlarda cinsel mitlerin yaygınlık ve tesirleri ile bunların cinsel işlev bozukluklarıyla ilişkisini ilk araştıranlardan biridir. Zilbergeld “Adam Cinselliği” adlı eserinde; “Cinselliği iki insanoğlunun birbiriyle bağlantı kurmasının ve eğlenmesinin bir yolu olarak görerek ne kadar haz ve yakınlık yaratıldığını sormaktansa, bunu bir performans olarak görüp ereksiyonun ne kadar sert bulunduğunu, ne kadar uzun sürdüğünü ve kadının kaç kez orgazm bulunduğunu sorarız. Problemler ortaya çıktığında ise bizlere destek olması için mekanik yardımlardan ve önerilerden medet umarız, aynı arabalarız ve öteki makinelerimize iyi mi bakacağımızı el kitaplarından öğrendiğimiz benzer biçimde. Bu ne kadar olursa cinselliğin bunaltan ve çirkin olma ya da bir bozukluğun ortaya çıkma olasılığı o denli yüksek olacaktır” demiş ve noksan, daha da kötüsü hatalı data aktaran dost çevresi, basın gösterim organlarında ki sorumsuz bazı haberler, fıkralar, şakalar, pornografik yayınlar büyük kardeşler, gazete, mecmua, kitap benzer biçimde yayınların cinsel mitlerin toplumun genelinde kabul görmesine katkıda bulunduğunun altını çizmiştir. Zilbergeld toplumların kültürlerine ek olarak, cinse hususi cinsel kültürden söz etmekte ve toplumda cinsellikle ilgili yerleşik cinsel mitlerin cinsel işlev bozukluğunun oluşumunda ve devamında oldukca mühim bir yeri bulunduğunu belirtmiştir. Ek olarak pornografik yayınlar da cinsel mitlerin pekişmesini sağlar. Gene bilinenin aksine, cinsel mitler eğitim düzeyi yüksek gruplarda, hatta doktorlar içinde bile oldukca yaygındır. Zilbergeld tarafınca ortaya konan cinsel mitler öteki cinsel terapistlerce de ilgi görmüş, genişletilmiş ve yaygın olarak her iki cinste de kullanılmaya başlanmıştır. Bu cinsel mitlerin değiştirilmesi kişilerin cinsel sorunlarının çözümünde ilk adım olacaktır.

En Mühim Cinsel Mitler
1-Erkekler cinsel ilişkiyi devamlı ister ve buna devamlı hazırdır.
En yaygın mittir. Sertleşme bozukluklarıyla ilişkili cinsel mitlerden biridir ve erkekleri oldukca ağır bir yük altında bırakır. Mesela yeni evli bir çift, ilk gece çoğu zaman erken boşalma problemi yaşar. Eğer bu mit egemense adam boşaldıktan derhal sonrasında tekrardan sertleşme olmadığında büyük bir ümitsizliğe, kaygıya ve “kendimi tam bir adam hissetmiyorum” benzer biçimde ciddi oranda başarısızlık ve yetersizlik duygusuna kapılabilir. Zaman içinde cinsel ilişkiyi erkeklik ile özdeşleştiren genç, her cinsel ilişkiye “gene erken boşalırsan, gene yeniden sertleşmezse” diye adım atar ve kendini erkekliğinin kontrol edilmiş olduğu bir sınavda hissetmeye adım atar. Kişinin kendine olan saygısını ve itimatını negatif etkileyen ve travmatik olarak algılanan bu durum, oluşturduğu aşırı kaygı ve başarısızlık korkusu ile psikojenik sertleşme bozukluklarına zemin hazırlar. Bu her insanın zor katlanacağı bir durumdur ve netice: Anksiyete, depresyon, şiddetli geçimsizlik vb.

2-Cinsellikte adam yöneticidir, her şeyi bilir. Cinsel eylemi adam başlatmalıdır.
Cinsel aktiviteyi başlatma ve yönlendirme yükümlülüğünün adama ilişik bulunduğunu ifade eden, cinsel kimlik ve toplumsal rollerle ilişkili olan bu mitte; adam ve hanım kendine biçilen rolün dışına çıkamaz ve cinsellik mevzusunda kendilerini geliştirme imkanından yoksun bırakılırlar ve böylece bayanların geleneksel edilgen rolünün devamına neden olur. Ek olarak bu cinsel mite bakılırsa, cinsel ilişki isteğinin bir karı tarafınca dile getirilmesi hanım için ahlaksızlık yada hafifliktir. Oysa meydana getirilen son araştırmalar kadının başlatmış olduğu bir cinsel eylemin her iki cinsiyet için de daha uyarıcı bulunduğunu göstermektedir.

3-Hanım cinselliği karmaşık ve gizemlidir. Adam cinselliği açık ve basittir.
Bu mit, adamların cinsellik mevzusunda oldukca rahat olmasını, cinsel birlikteliğin en iyi şekilde iyi mi yapılacağını oldukca iyi bilmesini ve bunu sık sık yapmasını gerektirir. Bu durum erkeklerde oldukca büyük bir baskı oluşturur. Fakat tam tersi adam cinselliği kolay ve yalın değildir. Hanım cinselliğinin karmaşık ve gizemli olması miti, cinsellikle ilgili düşüncelerin toplumun bayanların ezilmişlik ile ilgili genel kabulünü yansıtmasının bir göstergesidir.

4-Erkekliğin, cinsel performansın ve cinsel gücün göstergesi sık sık cinsel ilişki de bulunmaktır.
Eşlerin cinsel talep düzeyleri değişik olabilir. Sık sık ilişkiye girme miti eşler içinde sorunlara ve ciddi çatışmalara yol açabilir.

5-Cinsellik penisin vajinaya girmesinden ibarettir.
Cinselliğin amacını yalnız penisin vajinaya girmesi ile sınırlayan bu cinsel mit, cinselliğin yalnızca neslin devamına yönelik olması gerektiğine ilişkin bazı tutucu dinsel görüşlerle de paralellik gösterir. Ön sevişme olmaksızın meydana getirilen cinsel birleşme ile sınırı olan kalan cinsel eylemler hanımlarda uyarılma
yetersizlikleri ve orgazm olamama problemlerine da zemin hazırlar.

6-Cinsellik için ne olursa olsun ereksiyon gereklidir.
Bu mit yardımıyla çiftler dokunmanın verdiği hazzı almada eksiklik yaşarlar. Ek olarak penis sertleşmeden parmakların küçük bir yardımıyla girişi gerçekleştirebilir. Çinliler buna “yumuşak giriş tekniği” demektedir. Bu sayede adam hem kendine hem de partnerine cinsel haz verebilir. Yumuşak giriş tekniği bu cinsel mitin kökünden yıkılmasında mühim bir yöntemdir. Bu sayede adamın sertleşmeyi sağlayamadıkça bir hanımla cinsel ilişkiye giremeyeceği ve girişin gerçekleşebilmesi için penisin sert olması önyargıları ortadan kalkacaktır. Bu sebeple asla kimse her an sertleşmeyi sağlayabileceğini güvence edemez. Yumuşak giriş tekniği partner ne vakit cinsel ilişkiye istekli olursa adama de o vakit sevişme olanağı verir.

7-Erkekler duygularını belli etmez.
Bedensel, zihinsel ya da ruhsal bitkinlik benzer biçimde nedenlerden dolayı isteksiz olan bir adam bu duyguları partneriyle paylaşamaz ise başarısızlıkla sonuçlanacak cinsel birleşmeler sonunda kendini her geçen gün daha da fena hissetmeye başlayabilir. Bundan dolayı erkeklerde her türlü duyguyu yaşayabilir ve paylaşabilir. Bu durum doğaldır.

8-Cinsellikte başarı göstermiş olmak oldukca önemlidir.
Cinsellikte başarı göstermiş olmak yerine cinsel haz almaya odaklanmak doğru bir davranış olacaktır. Bu sebeple başarı göstermiş olmanın kriterleri kişiyi açmazlara sürükleyebilir.

9-Sevişme esnasında konuşulmaz.
Konuşmak cinsellikte oldukca fakat oldukca önemlidir, konuşmayan ve duygularını bundan dolayı paylaşamayan çiftlerin cinsel problemler yaşaması kaçınılmazdır.

10-Bayanlar cinsel ilişkiden oldukca zevk alırlar.
Cinsel ilişkiden haz almak duruma, mekana, partnere, cinsel kimliklere bakılırsa değişebilir. Hanımefendilerin kendilerini cinsel ilişkiden zevk almak zorunda hissetmeleri alacakları hazzı azaltıp, yaşadıkları sorunları arttıracaktır.

11-Cinsellik hakkında keşfedecek yeni şeyler yoktur. Cinsellik içgüdüseldir, öğrenilmez.
İçgüdüsel ve biyolojik temeli olmakla beraber cinsel tutum ve davranışların mühim kısmı öğrenme ile gelişir. Bundan dolayı kafi data ve beceri düzeyine haiz olabilmek için, cinsellik hakkında keşfedilecek yeni şeylerin sınırı yoktur. Meydana getirilen araştırmalar kendi cinsel data düzeyini kafi olarak nitelendirenlerin çoğunda cinsel data ve beceri düzeyinin oldukca düşük bulunduğunu ortaya çıkarmıştır.

12-Penis sertleştiğinde boşalmalıdır.
Penisin sertleştiğinde derhal cinsel ilişkiye girilmesi, sertleşmenin kaybolup bir görevin yerine getirilmemesi endişesini körükler. Bu da sertleşme olunca ilişkiye girilmesini hızlandırır ve bu hız boşalmayı da hızlandırır. Erken boşalmanın sebeplerinden olan bu cinsel mit pek oldukca adamın kaygı ve suçluluk duymasına yol açmaktadır. Oysa telaşsız ve heyecansız bir rahatlık içinde derin derin nefes alıp vermek, penisi ilişki esnasında on saniyeyle otuz saniye arası bir süre geri çekmek, işaret parmağı ve orta parmağı erbezi torbasının altıyla makat arasındaki noktaya üç dört saniye bastırmak, böylece boşalma refleksini geçiştirmek ve bu sayede boşalmanın geciktirilmesi cinsel ilişkiden alınan hazzı arttıracaktır.

13-Cinselliğin temel amacı orgazm olmaktır, orgazm bitince cinsellik de biter.
Bu mit oldukca can yakmıştır. Cinselliğin amacı haz almaktır. Cinsel haz almak, özensiz, acil ve sırf doyum olmak için meydana getirilen cinsel birleşmeden daha önemlidir.

14-Erkekler bayanlara iyi mi zevk verileceğini bilir.
Erkekler bayanlara iyi mi zevk verileceğini doğuştan bilmek zorunda değillerdir. Bu deneyim ve deneyimle öğrenilebilecek bir davranıştır. Hanımlarda erkekleri istekleri ve hastalıkları mevzusunda uyarmalı ve sık sık konuşarak yönlendirmelidir. Özetlemek gerekirse cinsellik bir cinsin tekelinde değildir, her iki cins için eşit mesuliyet ve görevler vardır.

15-Adamın penisinde sertleşmenin kaybı eşini çekici bulmadığı anlamına gelir.
Cinsel ilişki esnasında adamın penisinin sertliğini kaybetmesinin onlarca sebebi olabilir. Bu durumu partnerin çekici bulunmamasına bağlamak mevcud sertleşme sorunlarını arttırabilir, çözümünü zorlaştırabilir.

16-Birbirlerini seven çiftler sevişmekten iyi mi zevk alabileceklerini oldukca iyi bilirler.
Bu cinsel mit çiftleri baskı altına almanın ötesinde öğrenmeyi ve deneyim kazanmayı da geciktirir.

17-Dokunma, okşama, öpüşme vb. tüm fizyolojik yakınlaşmalar cinsel birleşme ile sonuçlanmalıdır.
Bu cinsel birleşme öncesi alınması ihtiyaç duyulan hazlardan çiftleri yoksun bırakır. Oysa dokunma, okşama, öpüşme benzer biçimde cinsel aktiviteler minimum cinsel birleşme kadar önemlidir.

18-Mastürbasyon kirli ve zararlıdır.
Malum en eski ve yaygın cinsel mitlerden biridir. Kişide suçluluk ve pişmanlık duygularına neden olur. Bu cinsel mit, mastürbasyon yapmanın körlük benzer biçimde bedensel yada delilik benzer biçimde ruhsal hastalık yada yıkımlara yol açmış olduğu, sapıklık olduğu, alışkanlık yapmış olduğu şeklindeki önyargılardan köken alır. Gene pek oldukca insan cinsel işlev bozukluklarının mastürbasyon yapmanın bir sonucu bulunduğunu düşünür. Aksine mastürbasyonun zararı olan değildir, cinsel işlev bozukluklarına yol açmaz, cinselliğin haz verici olarak öğrenilmesini sağlamak için cinsel terapilerde kullanılır, alışkanlık yapmaz, bedensel ve ruhsal yıkımlara yol açmaz. Bundan dolayı mastürbasyon sonrası oluşan utanç ve suçluluk duyguları oldukca yersizdir. Ek olarak mastürbasyonun erişkinlikte ve ileri yaşlarda da sürmesi ve evli kişilerin de mastürbasyon yapması doğaldır. Bir tercih meselesidir.

19-Sevişmenin kuralları vardır ve değişmez.
Sevişmenin kuralları yoktur. Kişiden kişiye değişim izah edebilir. Öğrenilebilir bir davranıştır.

20-Devamlı heyecanın tırmandığı bir sevişme orgazmla sonlanır.
Hayal kırıklıkları yaratan ve kişilerde yetersizlik hissi doğuran bir öteki cinsel mittir. Her sevişme orgazmla sonuçlanmayabilir. Bu oldukca naturel bir durumdur. Bu sebeple orgazmın öznel bir duygudur. Her insanda değişik algılanabilir. Bir öpücük, dokunuş ve okşama da heyecanlı ve güzel bir cinselliğin yaratıcıları olabilir. Mühim olan, kişinin yüksek düzeyde cinsel gerginlik ve coşkudan sonrasında rahatlama hissi duyup duymadığıdır. Özensiz, acil ve sırf doyum olmak için meydana getirilen cinsel birleşmede orgazm olmak iyi bir cinsel birleşme anlamına gelmez. Ek olarak orgazm olamayan bir şahıs asla yetersiz olduğu duygusunu yaşamamalıdır. Bu sebeple orgazm öğrenilmesi ihtiyaç duyulan cinsel bir işlevdir. Bir kişinin onlarca kere ilişkide bulunmadan, bu sırada kendini ve partnerini iyi tanımadan orgazm olması beklenmemelidir.

21-Cinsel ilişki esnasında karşılıklı mastürbasyon yanlıştır.
Bilinenin aksine cinsel ilişki esnasında da karşılıklı mastürbasyon uyarıcı bir eylemdir. Hatta cinsel birleşme ile orgazm olamama problemi olanlarda cinsel ilişki esnasında meydana getirilen karşılıklı mastürbasyon oldukca yararlıdır. Ek olarak eşcinsellerde tek başına yada karşılıklı mastürbasyon güvenli bir cinsel etkinlik olarak da önerilmektedir.

22-Cinsel birleşme esnasında düşlem oluşturmak yanlıştır. Cinsel fanteziler terbiye dışı, sapık ve sadakatsiz davranışlardır.
Cinsel yaşamın en mühim renkli öğeleri içinde yer edinen cinsel fantezilerin zararı olan, hatta bir çeşit sapıklık olduğu inanışı oldukça yaygın bir cinsel mittir. Bu cinsel mitin etkisiyle bazı kişiler cinsel fantezileri sebebiyle suçluluk, korku ve kaygı duyabilirler. Bilinenin aksine, cinsel uyarılma yalnızca görme, dokunma, ses ve koku benzer biçimde duyular aracığıyla olmaz. Kafamızda kurduğumuz hayallerinde cinsel uyarılma üstünde oldukca öneli tesirleri vardır. Cinsel fantezilerin mevcud partner ve her zamanki cinsel ilişki tarzından değişik olması kişilerin suçluluk duymasının en mühim sebeplerinden biridir. Fakat unutulmamalıdır ki; cinsel düşlem oluşturmak, bunun gerçek yaşamda olmasını istemek anlamına gelmez. Fantezilerin içinde ne olduğunun olağan dışı olması naturel ve yaygın bir durumdur. Nancy Friday tarafınca derlenen ve bu alanda önde gelen derlemelerden önde gelen “Benim Gizli saklı Bahçem” adlı kitap bayanların cinsel fantezileriyle ilgilidir ve Türkçe çevrisi de vardır.

23-Adamın penisinin boyu oldukca önemlidir.
İlkel çağlardan bu yana erkeklik gücünün simgesi sertleşmiş büyük bir penistir. Pornografik yayınlarla da pekiştirilen bu cinsel mit, bayanların doyum olabilmesinin sadece büyük bir penis ile mümkün olabileceği önyargısına niçin olmaktadır. Pek oldukca adam kendi cinsel organının boyutlarını etraftan duyduğu abartılı tanımlamalarla karşılaştırarak yetersizlik hissi ve kaygı duyabilir. Bir adamın penisinin minik olması onun cinsel anlamda yetersiz olduğu anlamına gelmez. Aksine büyük penis bir çok kez bayanlara acı verir. Ek olarak penis sertleşmemiş haldeyken de cinsel haz alınabilir. Hatta cinsel data ve becerinin şahıs ve partnerinin haz alması ve doyuma ulaşmasında penis boyundan oldukca daha önemlidir.

24-Cinsel ilişki esnasında erkekler geri çekilirse hamile kalınmaz.
Bu cinsel mit her geçen gün istenmeyen hamileliklerin oluşmasını arttırıyor. Birçok güvenilir yöntem varken bu riskli yöntemi seçmek gene cinsellikle ilgili öğrenilmesi ihtiyaç duyulan oldukca şeyin bulunduğunun bir kanıtıdır.

25-Evvelinde tanınan bir insanla cinsel ilişki kurulacaksa prezervatif kullanımına gerek kalmamıştır.
Bir insanı evvel tanımak, temiz görünmesi ve güzel kokması onun cinsel yolla bulaşan bir hastalığı olmadığı anlamına gelmez. Bundan dolayı güvenli cinsellik için ne olursa olsun prezervatif kullanın.

26-Sevişmek cinsel birleşme anlama gelir.
Sevişmek yalnız cinsel birleşme değildir. Haz almak ve duyguları paylaşarak rahatlamak için de bir yoldur.

27-Sevişme sadece iki tarafın beraber orgazm olması ile güzeldir.
Bu cinsel mit cinsel birleşme esnasında orgazm olamayan kişilerin yetersizlik ve kaygı duymasına niçin olabilir. Meydana getirilen son araştırmalar cinsel birleşme esnasında orgazm olmanın, öğrenme ve kazanılan deneyimle vakit içinde sağlanabildiğini göstermektedir.

28-Cinsellik naturel bir süreçtir ve iki insan birbirini severse cinsel hayatları iyidir.
Bu mite haiz çiftler bir mesele yaşadıklarında, problemi çözmekten oldukca mevcud problemi, birbirlerine karşı sevgilerini sınadıkları bir imtihan benzer biçimde görmeye başlarlar. Oysa cinsellik her iki taraf için de öğrenilen bir süreçtir.

29-Hamileyken kurulan cinsel ilişki bebeğe zarar verir.
Bu cinsel mit yüzünden hamilelik döneminde çiftler, bireysel tatminlerini ön plana çıkarıyorlar ve eşler mastürbasyon yaparak cinsel doyuma ulaşmaya çalışıyorlar. Doğal olarak aynı mesele doğum sonrasında da devam ediyor. Bu cinsel mit kadının ilişki esnasında enfeksiyon kapacağı ve emzirme kanalıyla hastalığını bebeğine bulaştıracağı cinsel mitini de sonrasında bununla beraber getirebiliyor. Bu durum eşlerin cinsel yaşamdan uzaklaşmalarına niçin oluyor. Gerçekte ise; Hanım Hastalıkları ve Doğum Uzmanı bir doktor tarafınca aksi söylenmedikçe, gebelik esnasında ilk 6 ay cinsel birleşmenin bir sakıncası yoktur ve orgazm kasılmalarından dolayı bebek kafa travması yada beyin sarsıntısı geçirmez. Dolayısıyla hamilelik ve doğum sonrasında cinsel yaşamla ilgili duyduğunuz her cinsel mite inanmayın.

30-Oral yolla meydana getirilen cinsel aktivite kirli bir eylemdir.
Oral cinsel aktivite hijyen kurallarına uyulduğunda ve her iki partner tarafınca kabul edildiğinde uygulanmasında sakınca bulunmayan ve uyarma düzeyi oldukça yüksek olabilen bir etkinliktir. Bilhassa uyarılma zorluğu çeken bireyler oral cinsel ilişkiden yararlanabilir.

31-Cinsel birleşme insanı yorar ve tüketir.
Bu cinsel mit, Taocu cinsellik akımının boşalmayı bir seviye ve denetim altına alma düşüncesinin ve “insan bir kez boşaldı mı, sönmüş bir balona ya da otomobil lastiğine döner” felsefesiyle yarattığı, cinsel birleşmenin oldukca enerji tüketen ve bazı durumlarda bedensel sıhhat için zararı olan olabilecek bir etkinlik olduğu önyargısından oluşur. Bu mit sebebiyle oluşan aşırı kaygı erkeklerde sertleşme bozuklukları ve cinsel talep azalmasına zemin hazırlar.

32-Yaşlıların cinsel ilişkide bulunması uygun olmaz.
Eş, sıhhat, statü benzer biçimde pek oldukca kayıpla karşı karşıya kalan yaşlı insanların zayıf, çaresiz ve yetersiz olduğu, cinsel ve fizyolojik yakınlaşmaya istekli ve kafi olmadığı kanısı oldukça eski ve yaygın bir cinsel mittir.

33-Eşcinseller kadınlardan nefret eder, onları rakip olarak görür.
Bilinenin aksine eşcinsel erkekler heteroseksüel hanımlarla oldukca sıkı dostluklar kurabilir. Meydana getirilen araştırmalarda birçok adam eşcinselin ilk açıldığı arkadaşının bir kız arkadaşı olduğu görülmüştür.

Cinsel işlev bozukluklarına niçin olabilecek etmenler tutucu ve kısıtlayıcı yetiştirme seçimi, cinsel eğitimsizlik, kontakt eksikliği, ana-babanın erken yaşlarda ölümü ya da boşanması, hususi gizliliğe saygı, ikincil cinsellik karakterlerine tepki, utanma, aşağılanma, hayal kırıklığı, travma, rahatsız etme, ilk deneyimle ilgili özellikler, mastürbasyonla ilgili tutum, eşcinsel ilgi, dini çatışmalar vb hazırlayıcı, sadakatsizlik, çocuk doğumu, aşırı beklentiler, eşle ilgili problemler vb. başlatıcı ve performans anksiyetesi, yakınlık korkusu, kontakt sorunları vb. sürdürücü etmenler olarak ele alındığından, cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde bu hazırlayıcı, başlatıcı ve sürdürücü etmenlerin ortadan kaldırılması esas olmalıdır. Cinsel mitler cinsel işlev bozuklukların oluşumunda hem hazırlayıcı, hem başlatıcı ve hem de sürdürücü niteliği ile oldukca mühim yer meblağ. İşte bundan dolayı de cinsel mitlerin değiştirilmesi ve yerine doğru bilgilerin aktarılması kişilerin cinsel sorunlarının çözümüne katkıda bulunur.

Cinsel mitlerin tedavisi var mı? Evet var. Tedavi olarak ilaçtan ziyade, eşler içinde cinsel uyumu oluşturmayı amaçlayan cinsel terapi öncelikli olarak kullanılır. Cinsel mitler ve yol açmış olduğu problemler mevzusunda mevcud probleminin kimden kaynaklandığının oldukca iyi bilinmesi, her iki tarafın itici gelmesi olası yönlerinin cinsel terapist yardımıyla saptanması ve bu mevzuda çiftin kendilerini geliştirmesi oldukca önemlidir. Cinsel mitlerin yol açmış olduğu cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde, cinsel terapistin toplumsal önyargılar ve cinsel mitlerle mücadelesinde, ilk olarak kendisinin cinsel mitlerin etkisinden kurtulmuş olmasının, kafi data ve deneyim birikimine haiz olmasının ve bu data birikimini uygun, anlaşılır ve ikna edici bir şekilde danışanına aktarabilmesinin önemi açıktır. Mesela erken boşalma problemi var ve adam “cinsellikte başarı göstermiş olmak oldukca önemlidir” ve “erkekliğin, cinsel performansın ve cinsel gücün göstergesi fazla cinsel ilişki de bulunmaktır” mitine haiz. Kendini oldukca fena hissediyor, yetersiz buluyor. Cinsel eğitim ve bilgilendirme yaparız. Partneriyle uzun uzun cinsel birleşmeleri içeren ve kendini denetim edebildiği cinsel fantezileri kurmasını sağlayarak hayal dağarcığını genişletiriz. Onda ruhsal travmaya yol açacak mitlerin yanlışlığını görmesini sağlarız. Bu amaçla kişinin sosyokültürel düzeyine uygun şekilde; cinsellik için “uygun ortam, uygun vakit ve şahıs” gereğini vurgularız. Cinselliğin aşamaları ve mekanizmalarının yanı sıra korku, kaygı, utanç, suçluluk benzer biçimde negatif duygulanımların cinsel uyarılmayı iyi mi engellediği anlatırız. Ek olarak çeşitli bedensel ve ruhsal etkenlerin, hastalıkların, ilaçların, bitkinlik ve aşırı yüklenmenin cinsel hayata negatif etkilerinden söz ederek, bazen cinsel talep ve uyarılmayla ilgili sorunlarla karşılaşılmasının naturel bulunduğunun altını çizeriz. Muhteşem uyumun karşılıklı fedakarlıkla gerçekleştirilebileceğini anlatırız. Problem çoğu zaman çözülür.

Son tahlilde; cinsel mitlerin yerine doğruları koymalıyız ve gücü kişilere ya da kişisel durumlara bakılırsa değişebilse de, cinsel mitlerin insanı ağır ruhsal yük altında bırakan koca birer yalan bulunduğunu unutmamalıyız.

Uzm. Psk. Dan. Cem KEÇE

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.